3-9 KASIM ORGAN BAĞIŞI HAFTASI
Organ Bağışının Önemi
● Organ nakli, işlevini geri dönüşsüz biçimde kaybetmiş
organların yerine canlı veya vefat etmiş vericiden sağlıklı organın veya organ
bölümünün nakledilmesidir.
● Doku nakillerinde de amaç, hastalıklı veya hasarlı dokunun
tedavisidir.
● Organ ve doku nakli, uygun hastalarda yaşam kalitesini
artıran, ileri evre organ yetmezliklerinde ise hayat kurtarıcı olabilen önemli
bir tedavi yöntemidir.
● Türkiye’de 30.675 hasta organ nakli beklemekte olup
bunların 26.141’i böbrek nakli bekleyen hastalardır.
● Organ nakli bekleyen hastaların 599’u çocuktur. (Dağılımı:
346’sı böbrek, 141’i karaciğer ve 102’si kalp)
● 2025 yılında 4.769 hasta, organ nakli beklerken hayatını
kaybetmiştir.
● 2025 yılı verilerine göre, ülkemizde yaklaşık her iki
saatte bir hasta, diğer bir ifadeyle günde ortalama 13 hasta, organ nakli
beklerken hayatını kaybetmiştir.
Kimler Organ Bağışında Bulunabilir?
● 2238 sayılı yasaya göre 18 yaşından büyük ve akli dengesi
yerinde olan herkes organ bağışında bulunabilir.
● Bağış kararı tamamen gönüllülük esasına dayanır ve kişi
dilediği zaman kararından vazgeçebilir.
● Eğer kişi hayattayken vasiyetname, bağış kartı almak veya online beyan suretiyle organlarını bağışlamamışsa vefatı
halinde yakınlarından organ bağışı için izin istenir. Eğer yakınları buna rıza
gösterirse kişinin organları alınabilir. Aile hiçbir zaman buna zorlanmaz ve
diledikleri gibi karar verme hakkına sahiptirler.
● Bağışlanmış olan organın uygunluğu organ bağışlayan kişide
beyin ölümü gerçekleştikten sonra araştırılır. Kişinin bağış beyanı beyin ölümü
gerçekleşmeden hiç kimse ile paylaşılmaz.
● Kişi hayattayken kendi hür iradesiyle organ ve doku
bağışında bulunabilir. Ancak bu bağışların nakil amacıyla kullanılabilmesi,
yalnızca kişinin vefatından (tıbben beyin ölümünün gerçekleşmesinden) sonra
mümkündür.
Hangi Organ ve Dokular Bağışlanabilir?
● Organlar:
Böbrek, karaciğer, kalp, akciğer ve pankreas.
● Doku ve anatomik yapılar: İnce bağırsak, deri, sağ
ve sol bacak, sağ ve sol kol, kalp kapağı, kas dokusu, kemik, kıkırdak, kornea,
tendon, üst sindirim yolu, üst solunum
yolu, uterus, yüz ve saçlı deri.
Organ Bağışı Nasıl Yapılır?
● Organ bağışı iradesi resmî veya yazılı vasiyetle, iki
tanık huzurunda beyanla ya da mevzuatta öngörülen elektronik yöntemlerle
açıklanabilir.
● Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş il ve ilçe
sağlık müdürlükleri, hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı
merkezleri gibi yetkili birimlerden organ bağış kartı alınabilir.
● Çevrim içi organ bağışı uygulaması, 15.10.2025 tarihinde
e-Nabız üzerinden hizmete alınmış olup e-Devlet Kapısı ve e-Nabız üzerinden
sunulan bağış işlemleri güvenli kimlik doğrulama ve iki aşamalı doğrulama ile
yürütülür.
Bağışlanan Organların Kullanılabilmesi
● Ölüm sonrası organ bağışı beyanı verilmiş olması, her
ölümden sonra organların kullanılabileceği anlamına gelmez.
● Ülkemizde vefat sonrası organ nakli, yoğun bakımda solunum
cihazına bağlıyken beyin ölümü gerçekleşen ve organları tıbben uygun bulunan
vericilerden yapılır.
● Beyin ölümü ve organların nakle uygunluğu tıbbi ölçütlerle
değerlendirilir. Bağışlanan organların kullanılabilirliği, beyin ölümü
sonrasında belirlenir.
● Beyin ölümü, beyin ve beyin sapına giden kan akımının
tamamen durması sonucu tüm beyin işlevlerinin geri dönüşsüz olarak
kaybedilmesidir.
● Beyin ölümünde, temel yaşamsal refleksleri yöneten beyin
sapı fonksiyonları da kalıcı olarak sona erer. Bu nedenle beyin ölümü, koma ve
bitkisel hayattan tıbben kesin olarak ayrılır.
Bağış Kararında Ailenin Rolü ve Gizlilik
● Bağış beyanları, kişisel verilerin korunması
hükümlerine uygun olarak Sağlık Bakanlığı’nın merkezî sisteminde saklanır.
● Beyan, bağışçının belirlediği kişilere bildirilir; bu
kişiler dışında beyin ölümü tespitinden önce açıklanmaz.
● Bağış kararının aileyle paylaşılması, kişinin isteğinin
bilinmesi ve görüşme sürecinin kolaylaşması bakımından önemlidir. Usulüne uygun
açıklanan bağış iradesi ile yakınların görüşü farklıysa bağışçının iradesi esas
alınır. Böyle bir beyan bulunmadığında yakınların rızasına ilişkin kanuni sıra
uygulanır.
Bağışçı Yakınlarına Tanınan Öncelik
● 2238 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca organları
başka bir kişiye nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına,
organ nakline ihtiyaç duymaları hâlinde acil hastalardan sonra öncelik tanınır.
● Bu önceliğin uygulanabilmesi için bağış beyanına ek olarak
bağışlanan organın nakledilmiş olması gerekir.
Organların Alıcılara Dağıtılması
● Vefat etmiş vericilerden alınan organların dağıtımı,
Sağlık Bakanlığı’nın Transplantasyon, Diyaliz ve İzlem Sistemleri (TDİS)
üzerinden ulusal dağıtım kurallarına göre gerçekleştirilir.
● Kan ve doku uyumu, tıbbi aciliyet,
yaş, klinik durum ve bekleme süresi gibi tıbbi kriterler
esas alınır.
● Dağıtımda cinsiyet, ırk, dil, din veya ekonomik duruma
göre ayrım yapılmaz.
Organ Bağışının Dinî Yönden Sakıncası Var mı?
• Büyük dinlerin çoğu organ bağışını onaylamakta ve
desteklemektedir.
• Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 06.03.1980
tarihli ve 396 sayılı kararıyla, belirli şartların sağlanması hâlinde organ ve
doku naklinin dinen caiz olduğunu açıklamıştır.
• Zaruret hâlinin bulunması: Hastanın hayatını
veya hayati bir organını kurtarmak için organ naklinden başka bir tedavi
seçeneğinin bulunmadığının, mesleki yeterliliğine ve dürüstlüğüne güvenilen bir
hekim tarafından tespit edilmesi,
• Ölümün gerçekleşmiş olması: Doku ve organı alınacak kişinin bu
işlemin yapılmış olduğu sırada ölmüş olması,
• Bağışçının veya yakınlarının rızasının bulunması: Kişinin
sağlığında organ bağışına izin vermiş olması veya hayattayken aksine bir beyanı
bulunmaması şartıyla yakınlarının rızasının alınması,
• Maddi karşılık gözetilmemesi: Alınacak organ veya doku
karşılığında herhangi bir ücret talep edilmemesi,
• Alıcının rızasının bulunması: Organ veya doku nakli yapılacak
hastanın bu işleme onay vermesi gerekmektedir.
Kur'an-ı Kerim'de de Mâide Suresi'nin 32. ayetinde
şöyle buyrulmaktadır: “Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanların hayatını
kurtarmış gibi olur.”
Bu doğrultuda organ bağışı, dini açıdan belirlenen şartlara uygun olarak
gerçekleştirildiğinde insan hayatının korunmasına vesile olan önemli bir
dayanışma ve yardımlaşma örneğidir.


