24 Mart Dünya Tüberküloz Günü
11 Ocak 2022


2021 Dünya TB Günü'nün teması - "Saat Tıklıyor"- dünyanın küresel liderler tarafından verilmiş tüberkülozu sona erdirme taahhütlerini yerine getirmek için zamanının tükenmekte olduğunu hissettiriyor. Bu, TB'ye son vermeyi riske atan COVID-19 salgını bağlamında ve DSÖ’nün hedeflediği insanların sağlıklarının korunması ve sağlık hizmetlerine eşit olarak erişme amaçlarına ulaşmak için Evrensel Sağlık Sigortası’nın sağlanması çabasıyla uyum için özellikle kritiktir.

TÜBERKÜLOZ (VEREM) NEDİR?

Tüberküloz hastalığının etkeni “mycobacterium tuberculosis” ismi verilen bir bakteridir ve solunum yoluyla bulaşır.  Kişilerin öksürmesi, hapşırması, konuşması sırasında oluşan damlacıklar içinde havaya atılır ve bu damlacıkların solunması ile sağlıklı bireyler enfekte olur (mikrobu alır). Alınan basiller kişiyi hastalandırmaksızın vücutta uyur durumda kalır ve vücut direncinin düştüğü bir anda hastalık oluşturur. Hastalık gelişme riskinin en yüksek olduğu dönem ilk iki yıldır. Verem mikrobu, güneş görmeyen ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir, insanların kalabalık olarak yaşadığı, havalanması yetersiz, güneş görmeyen ortamlar bulaşma için en riskli ortamlardır. Ülkemizde tüberküloz hastalığı sıklığı yüksek tanı oranları, %90’ları geçen tedavi başarı oranları, temaslı muayenesi ve koruyucu tedavi uygulamaları ile gittikçe azalmaktadır.

Belirtileri Nelerdir?

2-3 haftadan uzun süren ve tedaviye cevap vermeyen öksürük, balgam çıkarma, balgamında kan görülmesi, ateş, gece terlemesi, yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı ve iştahsızlıktır.

Tüberküloz hastalığı en sık akciğerleri tutmasına karşın, lenf bezleri, kemik, beyin, karaciğer, böbrek, cilt gibi birçok organımızda hastalık yapabilir. Örneğin lenf bezi tüberkülozunda hastalığın olduğu lenf bezinin büyümesi, böbrek tüberkülozunda idrarda kan görülmesi, kemik tüberkülozunda ağrı gibi pek çok belirti de görülebilir.

Tanısı Nasıl Konulur?

Tüberküloz tanısı balgamda verem mikrobunun gösterilmesi ile konulur. Hastanın şikâyetleri akciğer film bulguları tüberkülozdan şüphelenmeyi sağlar. Hastadan alınan balgam veya diğer materyaller laboratuarda incelenir. Tüberküloz basilinin görülmesi ya da kültürde basil üremesiyle tanı kesinleşir.Tüberkülin deri testi (TDT) veya PPD, kişinin daha önce tüberküloz basiliyle karşılaşıp karşılaşmadığını gösteren bir testtir. Kişinin PPD sinin (+) olması verem hastası olduğu anlamına gelmez, sadece verem mikrobu ile karşılaştığını gösterir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Tüberküloz tedavisi için günümüzde çok güçlü ilaçlar bulunmaktadır. Tüberküloz mikrobunu kesin olarak öldürmek ve bir daha çoğalarak hastalık yapmasını engellemek için başlangıçta en az 4 ilaç kullanılması gerekmektedir. Yapılan balgam kontrollerinin sonuçlarına göre 2 veya 3 ay sonra ilaç sayısı azaltılacaktır. Toplam tedavi süresi en az 6 aydır. Hasta ilaçlarını düzenli kullanmazsa mikroplar ilaçlara karşı direnç geliştirir. Dirençli tüberküloz dediğimiz bu hastalık tipinde tedavi çok daha zordur; çok sayıda ilacın 18-24 ay kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle ilaçların sağlık personeli veya sorumlu bir kişi tarafından hastaya içirilmesi en etkili tedavi yöntemidir. Böylece hastaların ilaçların aksatmadan düzenli alması sağlanmış olur. Bu yöntem “Doğruda Gözetimli Tedavi” olarak tanımlanır. Ülkemizde tüberküloz tedavisinde kullanılan tüm ilaçlar yıllardan beri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanmakta ve hastalara Verem Savaşı Dispanserleri aracılığıyla ücretsiz dağıtılmaktadır.

Korunmak İçin Ne Yapılmalı?      

Tüberküloz hastalığından korunmanın en etkili yolu bulaştırıcı hastalara hızla tanı konulup uygun tedavinin başlanmasıdır. Ayrıca yaşadığımız ortamı sık sık havalandırmak,dengeli beslenmek,alkol sigara ve uyuşturucu gibi maddelerden uzak durmak,yeterli uyku ve düzeni spor yapmak da hastalığa yakalanma ihtimalini azaltmaktadır.

Tüberküloz utanılacak, saklanılacak bir hastalık değildir. Bundan yaklaşık elli yıl önce, ilaç tedavisi yokken genellikle öldüren, ölmeyenleri de ciddi sakat bırakan bir hastalık olduğu için o dönemlerde korkutan ve utanılan bir hastalık olmuştur. Bugün erken tanı ve doğru tedavi ile hastalar tümüyleiyileşir.

Uzm. Dr. Adem ÇELİK